25 Kasım Çarşamba / 2020 /
Arşiv

 “Ankara ve Şam arasındaki yol barışa giden en kısa yoldur”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Uluslararası Suriye Konferansı”nda yaptığı konuşmada, Şam’la işbirliği yapılması gerektiğini söyleyerek, “Ankara ve Şam arasındaki yol barışa giden en kısa yoldur” dedi.

29 Eylül 2019 Pazar 07:42
 “Ankara ve Şam arasındaki yol barışa giden en kısa yoldur”

Tuna AYYILDIZOĞLU

CHP’nin “Suriye’de Barışa Açılan Kapı” başlığıyla düzenlediği “Uluslararası Suriye Konferansı” dün Sarıyer’deki Tarabya Oteli’nde yapıldı. Konferansa Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ile birlikte çok sayıda CHP’li katılırken, Türkiye’nin vize vermediği Suriye yönetimini temsilen çağrılan kişiler ve AK Parti’li yöneticiler katılmadı. Konferansta ilk konuşmayı yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, AK Parti hükümetlerinin dış politikasını eleştirerek “CHP’nin önerileri dinlenseydi, Suriye’deki yapılar yıkılmasaydı bu durumda olmazdık. İzledikleri yanlış politikalarla milyonlarca insanı yurtlarından ettiler” dedi.

Açılış konuşmasını yapan Kılıçdaroğlu da, “Bugün sizlere, bölgesinde barış isteyen, komşularıyla ilişkilerini bu anlayış üzerine kuran, bu ülkenin olduğu gibi partimizin de kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesine sahip çıkmak üzere sesleniyorum. CHP olarak bu konferansla, Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkileri onarmak için, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana attığımız adımlara bir yenisini ekliyoruz.

Bu çabalarımızın tek bir amacı var: Doğunun ve batının buluştuğu, kültürlerin bin yıllardır birbirleriyle kucaklaştığı coğrafyamızda akan kanı durdurmak ve bölge halklarının geleceğe eşitlik ve kardeşlik içinde umutla bakmalarını sağlamak. 2011 yılından bu yana yaşadıklarımız ve bugün geldiğimiz nokta, CHP’nin konuya ilişkin tutumunun ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.

Suriye’nin barışı ile Türkiye’nin huzurunun iç içe geçmiş olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Suriye’deki savaşın sona ermekte olduğuna ilişkin kanaat her geçen gün güçleniyor” diyerek, “Ankara ve Şam’ın önlerinde yanıt bekleyen sorular bulunduğunu ve barışa doğru atılması gereken adımların olduğunu unutmamalıyız.

Suriye’nin geleceğine Suriye halkının karar vermesi demokrasinin ve bağımsızlığın olmazsa olmazıdır” dedi. İdlib’deki gelişmelerin kaygı verici olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “İdlib’de, El Kaide ve türevi örgütlere mensup, on binlerce teröristin Türkiye’ye sızma olasılıkları ülkemizin güven ve istikrarı için ciddi bir tehlikedir. Ülkemizin terörle mücadelesinin yanındayız. Ancak, terörle mücadelenin Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilerek ve doğrudan Şam yönetimiyle ilişki kurularak sürdürülmesinin en doğru yol olduğu inancındayız” diye konuştu.

Konferansta Türkiye’deki mülteci sorununa ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise, “Resmi makamlara göre İstanbul’da ise 550 bin civarında Suriyeli var. 18 yaş altı binlerce çocuğun İstanbul’da hiçbir yakını olmadan yaşadığı raporlanıyor. Kasım 2018’den bu yana, doğum ve evlilik gibi durumlar dışında İstanbul’a gelen mültecilerin fiili olarak kayıt altına alınmadığı bildiriliyor” ifadelerini kullandı.

‘KADERLERİNE TERK ETMEYECEĞİZ'

“Onları kendi kaderlerine terk etmeyeceğiz” diyen İmamoğlu, “Suriyelilerin varlığının toplumsal sorunlara dönüşmemesi için sorunun doğru anlaşılması ve iyi yönetilmesi şart. Sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerle bir araya gelmeye başladık. ‘Göç Barometresi Araştırmaları’ yapmaya karar verdik. Nihai olarak barış ve huzura kavuştuğunda kendi ülkelerine dönmelerini teşvik edeceğiz” diye konuştu.

ABD VE RUSYA’NIN ÇIKARLARI ARASINDA SAVRULMAMALI

- Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu ve Suriye’nin geleceğini ancak Suriye halkının karar verebileceğini hiç unutmamalıyız.
- ABD ve Rusya’nın çıkarları arasında savurulmamak için toprak bütünlüğünü, siyasi bağımsızlık, egemenlik, iyi komşuluk ilişkilerine dayanan bütünlüklü, uyumlu tek bir Suriye politikası izlemeliyiz.
- Suriye yönetimi başta olmak üzere uluslararası hukuka ve ilişkilere dayalı, meşruluğu olan bütün aktörlerle tıpkı burada olduğu gibi konuşarak diplomasiyi etkin kılmalıyız.
- Bugüne kadar uluslararası hukuk ve meşruiyete aykırı bütün hamlelerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz.
- Suriye yeniden güvenli ülke olduktan sonra ülkemizdeki sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerini teşvik etmeli ve bu amaca uygun politikalar geliştirmeliyiz.
Kılıçdaroğlu sözlerini, şair Nâzım Hikmet’in “Davet” şiirinin dizeleriyle noktaladı.

SONUÇ BİLDİRGESİ: SURİYE İLE İLİŞKİLER BİR AN ÖNCE RAYINA OTURTULMALI

Konferansın sonuç bildirgesini paylaşan CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, “Komşumuz Suriye’de çatışmaların sona erdirilerek, barış, huzur ve istikrarın tesis edilmesi ve sığınmacılar meselesinin uluslararası hukuk ve insan hakları ekseninde çözümü Türkiye için temel ve öncelikli bir hedef olmalıdır” dedi. Konferansın sonuç bildirgesinde şu maddeler yer aldı:

- Bölgedeki ve bölge dışındaki devletlerin uluslararası meşruiyet zeminine dayanmayan müdahaleleri, Suriye’deki yangını büyüterek bölge sathına yaymış ve krizi bölgesel ve küresel ölçekteki farklı sorunların da tetikleyicisi haline getirmiştir. AK Parti’nin batağa saplanan Suriye siyasetinde kapsamlı bir değişimin nasıl yapılacağına ilişkin sorular hâlâ cevap beklemektedir.

- Suriye’de Birleşmiş Milletler kararlarıyla terör örgütü olarak ilan edilen örgütlere karşı küresel bir işbirliği gerektiğine işaret edilmiş, Türkiye’nin, Suriye’den yönelebilecek somut tehditlere karşı güvenliğini Suriye yönetimiyle ve Suriye toplumunu oluşturan bütün meşru aktörlerle diplomasiye başvurarak bertaraf edebileceği kaydedilmiştir.

- Türkiye, sadece Suriye yönetimiyle sorun yaşamamaktadır. Saha koşulları ülkemizi, krize müdahil diğer aktörlerle de her an çatışabilir bir konumda tutmaktadır. Çok boyutlu bu gerilimden en az hasarla çıkmanın yolu Türkiye-Suriye ilişkilerini bir an önce yeniden rayına oturtmaktan geçmektedir.

- Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının kontrollü biçimde azaltılması yerine sürekli artırılmaya çalışılması ülkemizi güvenlik tehditleriyle karşı karşıya bırakmaktadır.

- Fırat’ın doğusunda başka bir devletle farklı politika, batısında başka bir devletle yine farklı bir politika uygulamanın Türkiye’yi çoklu tehditlerle karşı karşıya bırakarak köşeye sıkıştırdığı; yapılması gerekenin, toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık, egemenlik ve iyi komşuluk ilişkileri ilkeleri üzerinde yükselen bütünlüklü tek bir Suriye politikası izlemek olduğu belirtilmiştir.

- Suriye’nin farklı dil, din, mezhep ve etnik aidiyetlerin bileşimiyle oluşan çoğulcu, seküler dokusunun korunmasına özen gösterilmesi, bu bağlamda, Suriye’nin geleceğine Suriye toplumunun bileşenlerinin kendi aralarındaki müzakerelerle karar vermeleri gerektiği vurgulanmıştır. Anayasa Komitesi’nin bir an önce oluşturulması ve Türkiye’nin BM sürecini kolaylaştıran bir aktör olmasının önemine işaret edilmiştir.

- İdlib’deki çatışmaların endişeleri artırdığına dikkat çekilerek, ülkemizin, bir yanda büyük bir sığınmacı akınıyla karşı karşıya olduğu, diğer yanda İdlib’deki çoğunluğu cihatçı teröristin Türkiye’ye sızmaları tehlikesinin bulunduğu kaydedilmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin, sınır güvenliğimizi korumaya odaklı adımlar atması ve olası sığınmacı akınlarını uluslararası düzeyde yük paylaşımı yoluyla çözme arayışlarını yoğunlaştırması gerekmektedir.

- Suriye’de faaliyet gösteren cihatçı örgütlere ve silahlı muhaliflere verilen desteğin derhal sona erdirilmesi özellikle vurgulanmıştır.

- Suriye güvenli bir ülke haline geldikten sonra sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerinin teşvik edilmesi, Türkiye’de kalacak Suriyelilerin ise toplumumuza uyum sağlamaları için plan ve stratejilerin oluşturulması öncelikli hedefler olarak belirlenmiştir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.